AKY
MirayWeb Coder's
Bazı RPGler milyonlar satar, bazıları ise sessiz sedasız oyuncuların kalbinde yer eder. Kingdoms of Amalur işte tam olarak bu ikinci gruba ait. Çıktığı dönemde iyi eleştiriler almasına, akıcı savaş sistemi ve kendine has evreniyle güçlü bir temel kurmasına rağmen, bu dünyayı ileri taşıyacak gerçek bir devam oyunu hiçbir zaman gelmedi. Aradan yıllar geçmesine rağmen Amalurun hâlâ konuşuluyor olması da bunun tesadüf olmadığını gösteriyor.
Kingdoms of Amalurü özel kılan şeylerin başında savaş sistemi geliyor. Oyun, oyuncuyu katı sınıflara hapsetmek yerine Destiny sistemiyle farklı oyun tarzlarını özgürce harmanlamaya izin veriyordu. İster kılıçla dal, ister büyüyle mesafeyi koru, ister gizlilik odaklı oyna; hepsi aynı karakter üzerinde mümkündü. Bu esneklik, denemeyi teşvik eden ve her çatışmayı taze hissettiren bir yapı sunuyordu.
Bir diğer güçlü taraf ise evrenin arka planıydı. Amalur dünyası, sıradan bir fantezi haritası gibi durmuyordu; arkasında ciddi bir emek ve tutarlı bir lore vardı. Görevleri hızlıca geçsen bile, bu dünyanın kendi içinde ayakta durduğunu hissediyordun. Bu da oyunu sadece iyi oynanan değil, aynı zamanda hatırlanan bir RPG hâline getiriyordu.
2020de çıkan Re-Reckoning sürümü, oyunun hâlâ ayakta olduğunu kanıtladı. Görsel iyileştirmeler ve küçük dokunuşlarla Kingdoms of Amalur yeni bir oyuncu kitlesine ulaştı. Ancak bu sürüm, aynı zamanda eksikliği daha net hissettirdi: Bu evren devam etmeyi hak ediyordu. Remake, nostaljiyi tazeledi ama sonra ne olacak? sorusunu cevapsız bıraktı.
Asıl üzücü olan ise bu serinin rafa kalkmasının oyun kalitesiyle ilgisi olmaması. Stüdyonun yaşadığı finansal ve hukuki sorunlar, Amalurun kaderini belirledi. Bugün geriye dönüp bakıldığında, güçlü temelleri olan bu serinin yarım kalması RPG dünyasının en büyük ya şöyle olsaydı? hikâyelerinden biri olarak duruyor. Kingdoms of Amalur, devam oyunu için hâlâ fazlasıyla potansiyel barındırıyor ve bu potansiyelin bir gün değerlendirilmesini ummak hiç de haksızlık değil.
Kingdoms Of Amalur Neden Devam Etmeli?
Kingdoms of Amalurü özel kılan şeylerin başında savaş sistemi geliyor. Oyun, oyuncuyu katı sınıflara hapsetmek yerine Destiny sistemiyle farklı oyun tarzlarını özgürce harmanlamaya izin veriyordu. İster kılıçla dal, ister büyüyle mesafeyi koru, ister gizlilik odaklı oyna; hepsi aynı karakter üzerinde mümkündü. Bu esneklik, denemeyi teşvik eden ve her çatışmayı taze hissettiren bir yapı sunuyordu.
Bir diğer güçlü taraf ise evrenin arka planıydı. Amalur dünyası, sıradan bir fantezi haritası gibi durmuyordu; arkasında ciddi bir emek ve tutarlı bir lore vardı. Görevleri hızlıca geçsen bile, bu dünyanın kendi içinde ayakta durduğunu hissediyordun. Bu da oyunu sadece iyi oynanan değil, aynı zamanda hatırlanan bir RPG hâline getiriyordu.
2020de çıkan Re-Reckoning sürümü, oyunun hâlâ ayakta olduğunu kanıtladı. Görsel iyileştirmeler ve küçük dokunuşlarla Kingdoms of Amalur yeni bir oyuncu kitlesine ulaştı. Ancak bu sürüm, aynı zamanda eksikliği daha net hissettirdi: Bu evren devam etmeyi hak ediyordu. Remake, nostaljiyi tazeledi ama sonra ne olacak? sorusunu cevapsız bıraktı.
Asıl üzücü olan ise bu serinin rafa kalkmasının oyun kalitesiyle ilgisi olmaması. Stüdyonun yaşadığı finansal ve hukuki sorunlar, Amalurun kaderini belirledi. Bugün geriye dönüp bakıldığında, güçlü temelleri olan bu serinin yarım kalması RPG dünyasının en büyük ya şöyle olsaydı? hikâyelerinden biri olarak duruyor. Kingdoms of Amalur, devam oyunu için hâlâ fazlasıyla potansiyel barındırıyor ve bu potansiyelin bir gün değerlendirilmesini ummak hiç de haksızlık değil.